11 Mayıs 2016 Çarşamba

Tarihi Anlatılarda “Kibbutz”

Kibbutz’lar… ‘Moşav’lar… ‘İsrail köyleri bunlar. Çöl ortasında, ya da verimli topraklarda tarım yapanların yerleri… İsrail modeli köyler. Önce Kibbutz’lardan başlayalım. Kibbutz grup demek.


Otuz kişi bir araya geldik Hükümete başvurduk. Hükümet bize el sürülmemiş bir arazi verdi. Çadırları kurduk ve Kibbutz’ umuzu hazırlamaya başladık. Malzemeyi devlet bize krediyle verdi. Gündeliklerimizi ise yine devlet ödüyor. İlk evlerimizi yapıyoruz. Evler bitince ekip biçmeye başlayacağız. Evleri bitirdik, tarıma geçtik. Ne ekeceğimizi devlet bildirdi. Şu kadar elma, şu kadar portakal, fidan dikeceğiz, şu kadar tavuk, şu kadar koyun, ya da inek besleyeceğiz. Kendimiz toplandık yöneticilerimizi seçtik. Her şey ortak burada toprak hepimizin, ağaçlar hepimizin, tavuklar hepimizin, üretim araçları hepimizin, sadece evler bizim. O da mülkiyeti bizim değil.


Oturduğumuz sürece bizim. Birlikte yemek yiyoruz, birlikte eğleniyoruz, çocuklarımız doğar doğmaz bakımevlerinde büyüyor. Akşam paydostan sonra çocuklarımızı görüyoruz. Onlarla oynuyoruz, seviyoruz, yatma saati gelince onlar da evlerine gidiyor. Kibbutz’umuzda her şeyimiz var. Plajımızdan yüzme havuzumuza, çocuk bahçemizden evimizdeki televizyona kadar. Yiyeceğimizi, içeceğimizi, sigaramızı, elbisemizi, ayakkabımızı, şapkamızı, çorabımızı Kibbutz veriyor.


Kibbutz’un esası şu: Herkes gücü kadar çalışacak, ihtiyacı kadar alacak. Yıl sonu genel kurulu topluyoruz. Hepimiz oy sahibiyiz. Hesap kitap ortaya dökülüyor. Şu kadar mal ürettik, şu kadar para kazandık. Bu parayı ne yapacağız?


Traktör mü alalım, kümes mi yapalım, sinema salonu mu açalım, spor takımı mı kuralım, evlerimize kütüphane mi yaptıralım?


Herkes bir fikir atıyor ortaya? Mesela siz yılda iki çift ayakkabı az geliyor diyorsunuz, üç çift’olsun. Oya konuyor. Genel kurul kabul ederse o yıl üç çift ayakkabı alacağız. Birkaç kişi, daha çok kazanmalıyız, diyor, bir fabrika kuralım, mozaik taşı yapalım. Tartışıyoruz, oyluyoruz, kabul edersek mozaik fabrikasının yapımına başlıyoruz. Kibbutz’un ilk kuruluş günleri hariç, gündelik, haftalık, aylık, yıllık diye bir şey yok. Her ihtiyacı Kibbutz karşıladığına göre paraya ne gerek var? İşi yavaş yavaş büyütüyoruz. Kibbutz’a yeni üyeler gerek.


Kibbutz demek büyük bir aile. Aileye girecek yeni fertleri bir yıl deniyoruz, bir yılın sonunda yeni arkadaş bizim şartlarımıza uyuyorsa aramıza alıyoruz, uymazsa «Güle güle» diyoruz. Ya da tam tersi. O, ben bu hayatı yaşayamam, diyor ayrılıyor. Kibbutz’a! girmek de insanın isteğine bağlı, çıkmak da. İstediğin an, kaç yıllık Kibbutz üyesi olursan ol ayrılıp gidiyorsun.


Topluiğneden televizyona, yatak çarşafından halına kadar her şeyi Kibbutz karşıladığına göre paraya ne ihtiyacın var? Ama ‘yıl sonunda genel kurul toplantısında, «Canım biraz cep harçlığımız olsa» diyenler çıkabilir. Eğer kabul edilirse, yatırım için gerekli paradan onu da veriyoruz.


Kibbutz’larda her şey ortak ve herkes eşit. Amir, memur, üst ast yok. İş var, iş bölümü var.


Diyelim ki yaşlandınız, ya da hastalandınız.


O zaman ne olacak?


Siz hiç evinizdeki yaşlı babanızı, ya da hasta çocuğunuzu, karınızı sokağa atar mısınız?


Kibbutz da kocaman bir ev ve aile olduğuna göre…


Yaşadıkça orada kalacaksınız, yiyeceksiniz, içeceksiniz ve yararlı olmaya çalışacaksınız. Artık tarlada traktör süremiyor, portakal toplayamıyorsunuz, ama Kibbutz’daki arkadaşlarınızın kitaplarını da cilt yapamaz mısınız? Ya da kirli çamaşırları yıkayan çamaşır makinesinin başında durup, sökükleri dikemez, misiniz?


Diyeceksiniz ki hepsi iyi hoş, ama bu ürettiğimiz malları ne yapacağız.


İsrail ekonomisi kooperatiflere dayanıyor. Hisdadut denilen sendikalar konfederasyonunun tüketim kooperatifleri emrinizde. Ama isterseniz özel sektöre de satabilirsiniz. İsrail’de aracı ma-racı yok! Devlet fiyatları altı ay önceden tespit ediyor. Ürettiğiniz malı kimse, bu fiyatın altına alamaz. Ama yüksek fiyatla satabilirsiniz.Kibbutz bir ortak yaşama. Üretimde, tüketimde, mülkiyette her şeyde ortaklık. Ama istekle, zorla değil.


‘Fakat böylesine ideal görülen Kibbutz’larda, tarım nüfusunun ancak yüzde üçü veya dördü yaşıyor. İnsanlar her demokratik ülkede olduğu gibi İsrail’de de «mülkiyet» tutkularından vazgeçmiyorlar.


Kibbutz çocuklarına, Sabra dendiğini daha önce yazmıştık.


Nedir bu Sahraların özelliği? diye sorsanız şöyle anlatırlar :


Çocuk musluğu kendisi açar, elektrik düğmesini kendisi çevirir. Bu, şu demektir: Kibbutz bakımevlerinde çocuklar özel bir eğitimle yetişirler. Çocukların yaşlarına göre bakımevlerinin eşyaları yapılır. Sandalyeler onun boyunda, masalar onun boyunda, musluklar onun boyunda, elektrik düğmeleri onun boyunda, her şey ona uygundur. Sahralar evde yetişen çocuklar gibi, Anne musluğu aç, sandalyeme minder koy’ demezler. Her işlerini kendileri yapar. Bu onlara kişilik* kazandırır. Öyle bir kişilik ki, kimseye muhtaç olmadan yaşayabilmek..


İlk Kibbutz’ları 1907 yıllarında Rusya’dan göç edenler çölde kurmuş. Fakat giderek bundan şikâyetler başlamış. Demişler ki:


Tamam anladık, herkes güçü kadar çalışacak, ihtiyacı kadar alacak. İyi hoş ama ben, senden daha kuvvetliyim, daha becerikliyim, daha bilgiliyim, elim işe daha yatkın. O halde niçin seninle eşit ve ortak olayım. Ürettiğimiz değerde, bu eşitlik adil değil. Buna bir çare bulmak gerek.


 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.